Goong.com - Yeni Nesil Sözlük

pool

İngilizce’deki “pool” kelimesi Türkçede çeşitli anlamlara gelebilir, bağlamına göre değişir.

  1. Havuz: Yüzme amacıyla veya su depolamak için yapılan yapı.

Örnek: “Let’s go for a swim in the pool.” - “Havuzda yüzmeye gidelim.”

  1. Topluluk: Ortak bir amacı veya ilgiyi paylaşan bir grup insan.

Örnek: “There’s a pool of people we can choose from for the project.” - “Projede seçebileceğimiz bir grup insan var.”

  1. Havuzlaşma: Ortak bir amaca yönelik olarak kaynakları veya malzemeleri bir araya toplama eylemi.

Örnek: “We’re considering a car pool to save on gas.” - “Benzinden tasarruf etmek için bir araba havuzunu düşünüyoruz.”

  1. Bilardo: Özellikle Amerika ve İngiltere’de popüler olan bir çeşit bilardo oyunu.

Örnek: “He’s playing pool with his friends.” - “O arkadaşlarıyla bilardo oynuyor.”

  1. Gölette/Birikinti: Özellikle yağmur suyu ile oluşmuş küçük bir su birikinti anlamına da gelir.

Örnek: “There’s a shallow pool of water on the road.” - “Yolda sığ bir su birikintisi var.”

“Pool” kelimesi en geniş anlamda bir araya gelme, biriktirme veya genel topluluk anlamlarına sahiptir ve bağlamına göre farklı şekillerde kullanılabilir.

  1. We decided to go for a swim in the pool. (Havuzda yüzmeye gitmeye karar verdik.)

  2. The hotel has a beautiful outdoor pool. (Otelin güzel bir açık havuzu var.)

  3. She spends her weekends relaxing by the pool. (Haftasonlarını havuzun yanında dinlenerek geçiriyor.)

  4. The children are playing games in the pool. (Çocuklar havuzda oyun oynuyorlar.)

  5. He is learning how to dive into the pool. (O, havuza nasıl dalacağını öğreniyor.)

Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com

Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com