pleasing
“Pleasing” İngilizce bir kelimedir ve Türkçeye “hoş” veya “memnun edici” olarak çevrilebilir. Genellikle bir şeyin yada bir durumun olumlu duygular uyandırmasını ifade eder. Göze, kulağa, zevke veya duygulara hoş gelen her şey “pleasing” olarak tanımlanabilir. Örneğin; hoş bir manzara (“pleasing view”), hoş bir ses (“pleasing voice”), hoş bir kokusu olan bir çiçek (“a flower with a pleasing scent”) gibi durumlarda bu kelimeyi kullanabiliriz. Aynı zamanda birinin başkalarını memnun etmeye çalıştığı durumları da ifade eder. Örneğin, bir çocuğun anne ve babasını memnun etmek için iyi not alması (“a child getting good grades to please his parents”) bu kategoriye girer.
- The view from the top of the mountain was absolutely pleasing.
- Dağın zirvesinden manzara kesinlikle hoştu.
- She has a pleasing personality that makes everyone feel comfortable.
- Onun hoş bir kişiliği var, bu da herkesin rahat hissetmesini sağlıyor.
- The soothing music created a pleasing atmosphere in the room.
- Rahatlatıcı müzik, odada hoş bir atmosfer yarattı.
- His painting was pleasing to the eye, showcasing vibrant colors.
- Onun tablosu göz için hoştu, canlı renkleri sergiliyordu.
- The pleasing aroma of fresh bread filled the bakery.
- Taze ekmekten çıkan hoş koku fırını doldurdu.