plausibility
“Plausibility” İngilizce bir kelimedir ve Türkçede genellikle “inanılırlık” veya “makul olma” olarak çevrilebilir. Plausibility kelimesi, bir durumun, fikrin veya tezin belirleyici bir kanıta ihtiyaç duymadan mantıklı, inanılır veya kabul edilebilir olma niteliğini ifade eder. Bu kelimenin kullanıldığı cümleler genellikle bir şeyin doğru olması muhtemel olup olmadığını tartışır. Örneğin, bir hikayenin plausibility’si, hikayenin gerçekçi ve inandırıcı olmasına bağlıdır.
“Plausibility” ayrıca bir şeyin gerçek olup olmadığını kanıtlamanın ötesinde, genellikle genel deneyim, bilgi veya anlayışa dayanarak bir şeyin doğru olabileceği veya muhtemel olduğu hissi ifade eder. Ancak, plausibility kesinlik ifade etmez ve genellikle daha fazla kanıta ihtiyaç duyulduğunda kullanılır. Örneğin, “Bu teorinin bir plausibility’si var, ancak daha fazla araştırma yapmamız gerekiyor.”
-
The plausibility of the theory was questioned by several experts in the field. Teorinin olasılığı, alandaki birkaç uzmanın sorguladığı bir noktaydı.
-
She presented a plausible explanation for the unusual behavior of the animal. Hayvanın sıradışı davranışına makul bir açıklama sundu.
-
Given the evidence, his story lacked plausibility. Verilen deliller göz önüne alındığında, onun hikayesi olasılıktan yoksundu.
-
The film’s plot was criticized for its lack of plausibility. Filmin senaryosu, olasılıktan yoksun olması nedeniyle eleştirildi.
-
The scientist argued that the plausibility of the experiment’s results needed further investigation. Bilim insanı, deneyin sonuçlarının olasılığının daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyduğunu savundu.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com