painting
“Painting” İngilizce’de, “resim” veya “tablo” anlamına geliyor. Birden çok şekilde kullanılan bir kelimedir.
-
Bir sanat eseri anlamında kullanılır; genellikle bir tablo veya tuval üzerine çizim. Genelde resim yapmak için fırça, spatula gibi aletler ve yağlı boya, akrilik boya gibi boya türlerini kapsar. Mesela; “The museum has many famous paintings” Türkçe’ye şöyle çevrilebilir: “Müze, birçok ünlü tabloya sahiptir.”
-
Ev veya bina gibi bir yapıyı boyamak anlamında da kullanılır. Bu durumda genellikle duvar boyası ve rulo veya fırça kullanılır. Örneğin; “I’m painting my house next week” Türkçe’ye şöyle çevrilebilir: “Gelecek hafta evimi boyayacağım.”
-
“Painting” kelimesi, ayrıca “resim yapma” eylemini de ifade eder. Yani, bir kişi ya da grubun boya ve fırça kullanarak bir görüntüyü kağıt, tuval vs. gibi bir yüzeye aktarmasıdır. Örneğin; ‘I enjoy painting in my spare time’ Türkçe’de ‘Boş zamanlarımda resim yapmayı seviyorum’ şeklinde ifade edilir.
-
She enjoys painting landscapes in her free time. (Boş zamanlarında manzara resimleri yapmaktan hoşlanıyor.)
-
The painting on the wall was created by a famous artist. (Duvarındaki tablo ünlü bir sanatçı tarafından yapıldı.)
-
I took a painting class to improve my skills. (Becerilerimi geliştirmek için bir resim dersi aldım.)
-
His painting style is very unique and expressive. (Onun resim stili çok benzersiz ve ifade dolu.)
-
We visited the gallery to see the new painting exhibition. (Yeni resim sergisini görmek için galeriyi ziyaret ettik.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com