overcome
“Overcome” İngilizce’deki bir fiildir ve Türkçede “üstesinden gelmek”, “aşmak”, “yenmek” veya “başa çıkmak” anlamına gelir. Bu kelime genellikle bir zorluğun veya engelin aşıldığı durumlarda kullanılır. Örneğin bir hastalıktan, korkudan, zor bir durumdan veya fiziksel bir engelden bahsedebiliriz.
Aşağıdaki cümleler bu kelimenin kullanımını örneklendirmektedir:
- She overcame her fear of heights by climbing a tall mountain. (“O, yüksek bir dağa tırmanarak yükseklik korkusunun üstesinden geldi.”)
- He studied hard and overcame the obstacle of the difficult exam. (“O, zor sınavın engelini aşmak için çok çalıştı.”)
- They overcame the opposition with strong arguments. (“Onlar güçlü argümanlarla muhalefetin üstesinden geldiler.”)
Ayrıca bazen manevi bir zorluğu veya içsel bir engeli aşmada kullanılabilir. Örneğin “She overcame her reluctance and finally decided to seek help.” (“İçindeki tereddüdü aşmayı başardı ve sonunda yardım aramaya karar verdi.”) Bu cümlede “overcome” kelimesi, bir kişinin içsel bir durumu (bu durumda tereddüt) aştığını belirtmek için kullanılır.
-
She managed to overcome her fears and speak in public. (Korkularını aşmayı başardı ve halka açık konuştu.)
-
They had to overcome many obstacles to achieve their goals. (Hedeflerine ulaşmak için birçok engeli aşmak zorunda kaldılar.)
-
He worked hard to overcome his weakness in math. (Matematikteki zayıflığını aşmak için çok çalıştı.)
-
We can overcome this challenge if we work together. (Bu zorluğu birlikte çalışarak aşabiliriz.)
-
Time can help us overcome the pain of loss. (Zaman kaybın acısını aşmamıza yardımcı olabilir.)