outpost
“Outpost” İngilizce bir kelimedir ve Türkçeye “öncü karakol” veya “uzak gözlem noktası” olarak çevrilebilir. Genellikle askeri veya stratejik bir anlam taşır ve bir organizasyonun merkezinden uzakta yer almış, genellikle düşman toprakları veya keşfedilmemiş bölgelerde bulunan bir tür ileri karakol, köy veya başka bir tür yerleşim birimi olarak hizmet verir. Bir “outpost” genelde koruma, gözlem veya kontrol amaçlıdırlar. Öncü karakollar, çevrenin gözetlenmesi ve düşman hareketlerinin izlenmesi için kullanılır. Bu nedenle, genellikle stratejik öneme sahip yerlerde konumlandırılır.
“Outpost” ayrıca genel olarak daha büyük bir organizasyonun veya işletmenin merkez dışında kurulmuş bir ayağı ya da şubesi anlamında da kullanılır. Örneğin bir şirketin başka bir ülkede kurduğu bir şube için de “outpost” kelimesi kullanılabilir. Bu durumda, “outpost” genellikle şirketin küresel pazarda genişlemesine yardımcı olmak için bir araştırma ve geliştirme veya pazarlama kapasitesi olarak hizmet eder.
- The explorers set up an outpost in the frozen tundra to study the wildlife.
- Kaşifler, yaban hayatı incelemek için donmuş tundrada bir dış karakol kurdular.
- The military established an outpost near the border for strategic surveillance.
- Askeri kuvvetler, stratejik gözetim için sınır yakınında bir dış karakol kurdu.
- Scientists often use an outpost in Antarctica to conduct climate research.
- Bilim insanları, iklim araştırmaları yapmak için sıklıkla Antarktika’da bir dış karakol kullanır.
- The outpost was crucial for communication between the two distant colonies.
- Dış karakol, iki uzak koloni arasındaki iletişim için çok önemliydi.
- She dreamed of traveling to a remote outpost on another planet.
- O, başka bir gezegendeki uzaktaki bir dış karakola seyahat etmeyi hayal ediyordu.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com