opulence
Opulence, İngilizce bir sözcük olup Türkçeye “bolluk”, “zenginlik”, “servet” veya “lüks” olarak çevrilebilir. Genellikle mal mülk ve zenginlik içinde yaşayan insanların durumunu ifade etmek için kullanılır. Ayrıca zengin ve kaliteli detayların, süslemelerin fazlalığını betimlemek için de kullanılan bir terimdir. İngilizcede ‘opulent’ bir ev ya da ‘opulent’ bir tarzdan söz edildiğinde, bu genellikle çok zengin ve ihtişamlı bir tarzı ifade eder. Fazlasıyla mal, mülk ve paraya sahip olma halini anlatır. Hem maddi hem de manevi bolluğu ifade eder.
-
The opulence of the palace was evident in its gold-plated ceilings and marble floors. (Sarayın ihtişamı, altın kaplı tavanları ve mermer zeminleriyle belirgindi.)
-
She lived a life of opulence, surrounded by luxury cars and designer clothing. (Lüks arabalar ve markalı giysilerle çevrili bir ihtişam hayatı yaşıyordu.)
-
The restaurant was known for its opulence, offering gourmet meals in a lavish setting. (Restoran, gösterişli bir ortamda gurme yemekler sunmasıyla tanınıyordu.)
-
They decorated their home with opulence, choosing rich fabrics and elaborate artwork. (Evlerini ihtişamla dekore ettiler, zengin kumaşlar ve ayrıntılı sanat eserleri seçtiler.)
-
The opulence of the wedding surprised everyone, with elaborate floral arrangements and extravagant decorations. (Düğünün ihtişamı herkesi şaşırttı, gösterişli çiçek düzenlemeleri ve lüks süslemelerle doluydu.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com