opposed
“Opposed” İngilizce’de bir sıfat veya fiil olarak kullanılabilir ve Türkçe’ye genellikle “karşı çıkmak”, “muhalif olmak” veya “aleyhte olmak” şeklinde çevrilebilir. Terimin tam anlamı bağlamına ve kullanıldığı cümleye bağlıdır.
-
Karşı çıkmak: Bir fikir, politika, plan veya harekete katılmamak ve bu durumu belirtmek anlamında kullanılır. Örnek: She was utterly opposed to the idea of moving abroad. (O, yurtdışında yaşama fikrine tamamen karşıydı.)
-
Muhalif olmak: Genellikle politik veya toplumsal konulara yönelik olarak benimsenen görüşlere veya politikaya karşı çıkmak anlamında kullanılır. Örnek: He is opposed to the current leader of the party. (O, partinin mevcut liderine karşı.)
-
Aleyhte olmak: Herhangi bir şeyin dezavantajını, olumsuz etkisini veya zararını belirtmek için kullanılır. Örnek: There are a lot of factors opposed to the company’s success. (Şirketin başarısına karşı birçok faktör var.)
Bu terim genellikle cümlede bir preposition ile beraber kullanılır, genellikle ’to’ veya ‘against’.
-
The new policy is opposed by many community members. Yeni politika, birçok topluluk üyesi tarafından karşı çıkılıyor.
-
She expressed her views that are opposed to the current regulations. Mevcut düzenlemelere karşı olan görüşlerini ifade etti.
-
They opposed the construction of the new factory due to environmental concerns. Yeni fabrikanın inşasına çevresel kaygılar nedeniyle karşı çıktılar.
-
The students opposed the proposed changes to their curriculum. Öğrenciler, müfredatlarına önerilen değişikliklere karşı çıktılar.
-
He felt that his beliefs were often opposed to mainstream society. İnançlarının genellikle ana akım topluma karşı olduğunu hissetti.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com