old
“Old” İngilizce bir sıfat olup, Türkçe’ye “yaşlı, eski, geçmişe ait” gibi anlamlara gelmektedir. Kişi, nesne veya olayların yaşını, zamanını ya da birbiriyle olan ilişkisini belirtmek için kullanılır.
-
“Old” , bir kişi için kullanıldığında, o kişinin yaşını ifade eder. Örneğin; “old man” (yaşlı adam) veya “old woman” (yaşlı kadın).
-
Bir nesne veya durum için “old” kelimesi kullanıldığında, onun yıpranmış, eski veya kullanılmış olduğunu ifade eder. Örneğin; “old book” (eski kitap) veya “old clothes” (eski kıyafetler).
-
“Old” kelimesi, zamanla veya tarihle ilişkili olarak da kullanılabilir. Bu durumda, “geçmişe ait” anlamına gelir. Örneğin; “old times” (eski zamanlar) veya “old days” (eski günler)
-
Son olarak, “old” kelimesi, sıkça olan veya önceki durumları belirtmek için de kullanılır. Örneğin; “the same old story” (aynı eski hikaye) veya “my old friend” (eski dostum).
Bunlara ek olarak, “old” kelimesi, bazı deyimlerde ve tabirlerde de kullanılır. Örneğin; “old fashioned” (modası geçmiş) veya “old habits die hard” (eski alışkanlıklar zor ölür). Bu tür kullanımlar, dilin karmaşıklığını ve zenginliğini gösterir.
-
The old man sat on the bench, feeding the birds. Yaşlı adam bankta oturup kuşlara yem veriyordu.
-
She inherited her grandmother’s old jewelry. Büyükanneye ait eski mücevherleri miras aldı.
-
The old building was renovated and turned into a museum. Eski bina restore edildi ve bir müze haline getirildi.
-
He always tells old stories from his childhood. Hep çocukluğundan eski hikayeler anlatır.
-
The old tree in the park is over a hundred years old. Parktaki eski ağaç yüz yılı aşkındadır.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com