obtrusive
“Obtrusive” İngilizcedeki bir sıfattır ve Türkçeye genellikle “baskın”, “göze batan” veya “rahatlık bozan” şeklinde çevrilir. Bu kelime, genellikle bir kişinin, nesnenin ya da durumun diğerlerine göre çok daha dikkat çekici, rahatsız edici veya kontrolü ele geçirici olduğunu belirtmek için kullanılır.
Örneğin, “obtrusive behavior” (baskın davranış) genellikle başkalarına saygısızlık teşkil eden ya da başkalarını rahatsız eden davranış anlamına gelir.
Bir diğer örnek ise, “obtrusive color” (göze batan renk) oldukça belirgin, göze çarpan ve genellikle diğer renklerden daha fazla dikkat çeken bir renk anlamına gelir.
“Obtrusive” sıfatı, genellikle başkalarının hak ve özgürlüklerine mudahale eden, rahatsız edici veya kontrolü ele geçirici bir durumun belirli bir seviyede tehlikeli veya hoş olmayan olduğunu belirtmek için kullanılır. Bu kelime genellikle olumsuz bir anlam taşır.
-
His obtrusive behavior made everyone uncomfortable at the party. Onun zorla dikkati çeken davranışları partide herkesin rahatsız olmasına neden oldu.
-
The obtrusive advertisement overshadowed the artwork in the gallery. Zorla dikkati çeken reklam, galeri içindeki sanatı gölgede bıraktı.
-
She always had an obtrusive way of giving unsolicited advice. İstenmeyen tavsiyeleri zorla dikkati çeken bir şekilde verme alışkanlığı vardı.
-
The obtrusive noise from the construction site disturbed the neighborhood. İnşaat sahasından gelen zorla dikkati çeken gürültü mahalleyi rahatsız etti.
-
His obtrusive questions made it difficult for her to enjoy the interview. Onun zorla dikkati çeken soruları, onun mülakattan keyif almasını zorlaştırdı.