oblivious
“Oblivious” İngilizce bir kelimedir ve Türkçede “bihaber” veya “farkında olmayan” anlamına gelmektedir. Bu kelime genellikle bir kişinin çevresinde veya hayatında olup bitenlere karşı farkındalığının eksik olduğu durumları tanımlamak için kullanılır.Örneğin, bir kişi bir olay hakkında hiçbir bilgisi olmadığında veya bir şeyin farkında olmadığında “oblivious” terimi kullanılır.
Bu kelime genellikle cümle içinde bir sıfat olarak kullanılır. Örneğin, “She was oblivious to the dangers of the situation” (O, durumun tehlikelerinden bihaberdi) şeklinde bir cümlede kullanılabilir.
Önemli not, bu kelimenin genellikle negatif bir anlam taşımasına rağmen, zorunlu olarak bir kişinin olumsuz bir özellik olduğunu göstermez. Çoğu zaman, bir kişi kasıtlı olarak bir durumdan kaçınmıyor, sadece belirli bir durum veya gerçeklik hakkında bilgisi yok.
- She walked through the crowded street, completely oblivious to the stares she was receiving.
- Kalabalık sokakta yürüdü, aldığı bakışların farkında olmadan.
- He was oblivious to the fact that his friends were planning a surprise party for him.
- Arkadaşlarının onun için bir sürpriz parti planladığının hiç farkında değildi.
- The child was oblivious to the dangers of playing near the road.
- Çocuk, yol kenarında oynamanın tehlikelerinin farkında değildi.
- Despite the noise around him, he remained oblivious to everything and continued reading his book.
- Etrafındaki gürültüye rağmen, her şeye kayıtsız kalarak kitabını okumaya devam etti.
- She seemed oblivious to the tension in the room as she chatted away.
- O, sohbet ederken odadaki gerginliğin farkında olmuyormuş gibiydi.