obliteration
“Obliteration” İngilizceden Türkçeye “yok etme, silme, imha etme” gibi anlamlara gelir. Bu kelime, bir şeyin tamamen yok olması veya silinmesi durumunda kullanılır. Bu, fiziksel olarak bir nesnenin yok edilmesi olabileceği gibi, hafızadan bir anının veya fikrin silinmesini de içerebilir.
Örneğin, bir bina, doğal bir afet, bir savaş veya bir yıkım sonucu “obliterated” (imha edilebilir, yok edilebilir). Bununla birlikte, bir düşünce, bir his veya bir hafıza da silinebilir veya unutulabilir, yani “obliterated” olabilir.
Kelime genellikle olumsuz bir bağlamda kullanılır ve çoğunlukla tam ve kesin bir yok oluşu ifade eder. “Obliteration” kelimesi, genellikle bir şeyin sadece kaybolması veya eksik olmasından daha fazlasını ima eder ve genellikle bir hesaplaşma, bir son veya kesin bir bitiş anlamı taşır.
- The storm caused the obliteration of several coastal towns.
- Fırtına, birkaç kıyı kasabasının yok olmasına neden oldu.
- Many ancient artifacts were lost to the obliteration of time.
- Zamanın yok oluşu nedeniyle birçok antik eser kayboldu.
- The military operation aimed at the obliteration of enemy forces.
- Askeri operasyon, düşman güçlerinin yok edilmesini hedefliyordu.
- The fire resulted in the complete obliteration of the forest.
- Yangın, ormanın tamamen yok olmasına yol açtı.
- She felt a sense of obliteration when her memories faded away.
- Anıları solup gittiğinde yok olma hissini yaşadı.