obligated
“Obligated”, İngilizcede bir zorunluluk veya yükümlülük hissi ifade eder. Bu kelime genellikle bir kişinin, sözleşme, anlaşma veya ahlaki ilke gibi sebeplerle belli bir şeyi yapma yükümlülüğü olduğu durumlarda kullanılır.
Türkçe’deki yakın anlamlıları arasında “yükümlü”, “sorumlu”, “borçlu” veya “mecbur” kelimeleri bulunur. Örneğin, “I am obligated to finish this job by tomorrow.” cümlesi Türkçeye, “Bu işi yarına kadar bitirmekle yükümlüyüm.” şeklinde çevrilebilir.
Bununla birlikte, “obligated” kelimesi genellikle hukuki veya resmi bağlamlarda kullanılır ve ağır bir yükümlülük tonu taşır. Koşullar veya anlaşmalar gereği yapılan eylemler genellikle “obligated” kelimesiyle ifade edilir. Kısacası, “obligated” ifadesi bir şeyin yapılması gerektiği yönde bir zorunluluk veya yükümlülük hissi verir.
-
I feel obligated to help my friends when they are in need. Arkadaşlarıma ihtiyaç duyduklarında yardım etmeye zorunlu hissediyorum.
-
She was obligated to sign the contract before starting the job. İşe başlamadan önce sözleşmeyi imzalamak zorundaydı.
-
They are obligated by law to report any suspicious activities. Şüpheli faaliyetleri bildirmekle yasalarca yükümlüdürler.
-
He felt obligated to attend the family gathering despite his busy schedule. Yoğun programına rağmen aile buluşmasına katılmak zorunda hissetti.
-
As a member of the committee, she is obligated to attend all meetings. Komite üyesi olarak, tüm toplantılara katılmak zorundadır.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com