nurture
“Nurture” İngilizce bir sözcük olup, Türkçeye çoğunlukla “bakmak”, “yetiştirmek”, “geliştirmek” veya “beslemek” olarak çevrilebilir. Genel olarak bir şeyin büyümesini, gelişmesini sağlamak veya desteklemek anlamına gelir. Bu genellikle bir ebeveynin çocuğunu büyütmesine, bir eğitimcinin bir öğrencinin bilgilerini ve becerilerini geliştirmesine ya da bir bahçıvanın bir bitkiyi büyütüp geliştirmesine atıfta bulunmak için kullanılır.
Bunun yanında, “nurture” sözcüğü “Nature vs. Nurture” (Doğa veya Yetiştirilme) tartışmasında sıkça karşımıza çıkar. Bu tartışma, bir bireyin davranışlarının ve kişiliğinin genetik faktörlerden (doğa) mı yoksa çevresel faktörler ve deneyimlerden (yetiştirilme) mi kaynaklandığı üzerinedir.
Erreur fatale Söz konusu sözcük genellikle bir fiil ya da isim olarak kullanılırken, aynı zamanda varoluşçu psikolojide bilinen bir kavrama da işaret etmektedir: insanın karakterini ve davranışlarını şekillendiren faktörlerin başında çocukluk dönemindeki deneyimler ve eğitim durumları gelmektedir. Bu nedenle “nurture” genellikle bir bireyin eğitim ve çevresi tarafından şekillendirildiği düşüncesiyle ilişkilendirilir.
-
The teacher aims to nurture the students’ creativity through innovative projects. Öğretmen, yenilikçi projeler aracılığıyla öğrencilerin yaratıcılığını geliştirmeyi amaçlıyor.
-
Gardening is a wonderful way to nurture both plants and our connection to nature. Bahçecilik, hem bitkileri hem de doğayla bağlantımızı geliştirmek için harika bir yoldur.
-
Parents should nurture their children’s interests and talents from a young age. Ebeveynler, çocuklarının ilgi alanlarını ve yeteneklerini küçük yaştan itibaren geliştirmelidir.
-
The company focuses on nurturing talent within its workforce to foster innovation. Şirket, yeniliği teşvik etmek için çalışanları arasındaki yeteneği geliştirmeye odaklanıyor.
-
It’s important to nurture friendships by spending quality time together. Arkadaşlıkları geliştirmek için birlikte kaliteli zaman geçirmek önemlidir.