fuzz ne demek
“Fuzz” İngilizcede bir dizi farklı anlama gelebilir.
-
Hafif, yumuşak ve tüylü dokunuma sahip küçük kabartmalar veya parçalar. Örneğin, bir kazak veya tercihen yün üzerinde bulunan küçük, tüylü döküntüler ve toplar için kullanılır. Türkçede bu anlamına en yakın karşılık “tüy” ya da “pamuk gibi yumuşaklık” ifadeleri olabilir.
-
Hassas, belirsiz veya bulanık bir görünüm veya ses. Örneğin, bir televizyon ekranında karışıklık ya da radyoda parazit olarak görülebilir. Bu anlamı Türkçede “bulanıklaşma”, “parazit” veya “gölgelenme” olarak çevrilebilir.
-
Amerikan İngilizcesi’nde halk arasında polis için kullanılan argo bir terim. Türkçede bu anlamı “biber gazı” olarak çevrilebilir.
Geriye bir başka anlamı kaldı. Ve bu yüksek ses ve bozukluk anlamına geliyor. Bir gitaristin gitarını yerleştirdiği belirli bir ayar, amfinin sesini “Fuzz” yani bozuk yapıyor. Türkçede bu anlamı ile “gürültü” veya “bozuk ses” olarak çevrilebilir.
Fuzz, aynı zamanda ayrık ya da unsuz bir şekle sahip olmayan bir özellik veya nesne için de kullanılabilir. Türkçede bu anlamına “belirsiz” ya da “net olmayan” ifadeleri yakın karşılık olabilir.
-
The fuzzy sweater kept me warm during the cold winter nights. (Kabarık kazak, soğuk kış gecelerinde beni sıcak tuttu.)
-
The picture was too fuzzy to see any details clearly. (Resim o kadar bulanıktı ki, hiçbir detayı net göremedim.)
-
She had a fuzzy feeling inside after receiving the good news. (İyi haberi aldıktan sonra içinde kabarık bir his vardı.)
-
My dog has a fuzzy coat that makes him look adorable. (Köpeğimin kabarık bir tüyü var, bu onu sevimli gösteriyor.)
-
The concept was a bit fuzzy for me, and I needed more clarification. (Konu benim için biraz bulanıktı ve daha fazla açıklama gerekti.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com