concluder ne demek & Ingilizce - Turkce
Kelime: Concluder
Türkçe Çevirisi: Sonuçlandırıcı
Tanım ve Açıklama:
“Concluder”, bir durumu, olayı veya tartışmayı sonlandıran veya sonuçlandıran kişi veya şey anlamına gelir. Genellikle bir aktivitenin, analizin veya tartışmanın sonunda, alınan bir karar veya varılan bir sonuç üzerinde durulurken bu terim kullanılır. Konuşma veya yazı bağlamında, birçok durumda konuşmacının veya yazarın ana noktayı vurgulamak için kullandığı sonuçlandırıcı ifadelere atıfta bulunulabilir.
Günlük Kullanım Örnekleri:
-
The concluder of the meeting offered a summary of the main points discussed.
(Toplantının sonuçlandırıcısı, tartışılan ana noktaların bir özetini sundu.) -
As a concluder, she made sure all questions were answered.
(Bir sonuçlandırıcı olarak, tüm soruların yanıtlandığından emin oldu.) -
The essay’s concluder emphasized the importance of the findings.
(Makalenin sonuçlandırıcısı, bulguların önemini vurguladı.) -
He acted as the concluder during the debate, ensuring fair closure.
(Tartışma sırasında, adil bir kapanış sağlaması için sonuçlandırıcı olarak hareket etti.) -
In research papers, the concluder often suggests areas for further study.
(Araştırma makalelerinde, sonuçlandırıcı genellikle ileri çalışmalar için alanlar önerir.)
Etymology:
“Concluder” kelimesi, Latince “concludere” (sonuçlandırmak, kapamak) kelimesinden türemiştir. “Con-” (bir araya) ve “cludere” (kapamak) köklerinden oluşmaktadır. İngilizcede ise “conclude” fiilinin sonuna “-er” eklenerek “sonuçlandıran kişi” anlamında bir isim haline gelmiştir.
Telaffuz:
/kənˈkluːdər/
Eşanlamlılar (Synonyms):
- Finisher / Tamamlayıcı - “The finisher of the project ensured everything was perfect.” (Projenin tamamlayıcısı her şeyin mükemmel olduğundan emin oldu.)
- Summarizer / Özetleyici - “The summarizer highlighted the key findings.” (Özetleyici ana bulguları vurguladı.)
- Resolver / Çözücü - “The resolver made the final decision on the matter.” (Çözücü, konuyla ilgili nihai kararı verdi.)
- Closer / Kapanış yapan - “The closer brought the discussion to a thoughtful end.” (Kapanış yapan tartışmayı düşünceli bir sonuca ulaştırdı.)
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
- Initiator / Başlatıcı - “The initiator of the project designed the first stages.” (Projenin başlatıcısı ilk aşamaları tasarladı.)
- Delayer / Geciktirici - “The delayer caused the project to miss its deadline.” (Geciktirici, projenin son teslim tarihini kaçırmasına neden oldu.)
- Procrastinator / Erteleyici - “The procrastinator never finished the assignment on time.” (Erteleyici, ödevi asla vaktinde tamamlamadı.)
- Disruptor / Kesici - “The disruptor interrupted the flow of the conversation.” (Kesici, konuşmanın akışını kesintiye uğrattı.)