blink ne demek?
“Blink” İngilizce’de bir fiil olarak “göz kırpma” anlamına gelir.
-
Gözlerimizi hızlı bir şekilde açıp kapamayı ifade eder. Genellikle bir saniyeden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşir. Örnek cümle: “She blinked in surprise.” - “O, şaşkınlıkla gözlerini kırptı.”
-
“Blink” ayrıca bir ışığın düzensiz bir şekilde yanıp sönmesini de ifade eder. Örnek cümle: “The lights on the router are blinking.” - “Modem üzerindeki ışıklar yanıp sönüyor.”
-
Bir diğer kullanım şekli de bir şeyi göz ardı etmek, ya da bir durumu önemsiz gibi kabul etmektir. Örnek cümle: “I blinked at the high price tag.” - “Yüksek fiyat etiketine gözlerimi kapadım.”
Kelimenin isim formu da vardır; bu durumda, göz kırpış hareketini ifade eder. Örnek cümle: “In the blink of an eye, everything had changed.” - “Göz açıp kapayıncaya kadar her şey değişmişti.”
“Blink” kelimesi ayrıca bir dizi ifade ve deyimde de bulunur, örneğin “on the blink” bir şeyin arızalı olduğunu veya düzgün çalışmadığını ifade eder. Örnek cümle: “My computer is on the blink.” - “Bilgisayarım arızalı.” 1. Ingilizce: “I blink in surprise when I saw the giraffe at the zoo for the first time.” Türkçe: “Hayvanat bahçesinde ilk defa bir zürafayı gördüğümde şaşkınlıkla gözlerimi kırptım.”
-
Ingilizce: “She blinked her eyes rapidly trying to hold back the tears.” Türkçe: “Gözyaşlarını tutmak için hızlıca gözlerini kırptı.”
-
Ingilizce: “If you blink, you might miss it.” Türkçe: “Gözlerini kırpar mısan, onu kaçırabilirsin.”
-
Ingilizce: “He didn’t blink an eye when he heard the shocking news.” Türkçe: “Şok edici haberi duyduğunda gözünü bile kırpmadı.”
-
Ingilizce: “The bright light made me blink.” Türkçe: “Parlak ışık beni göz kırpmaya zorladı.”